Cosmopolitan Kapak Kızı: Ebrar Karakurt

"Ben kendi yolumdayım."
Ebrar Karakurt
Burcu Karademir

Ebrar Karakurt, yalnızca global voleybol sahnesinin yıldızı değil, aynı zamanda güçlü ve cesur kimliğiyle gerçek bir ikon. Bu duruşu pek çok kadına ilham veriyor. Söz, Filenin Sultanları ve Lokomotiv Kaliningrad'ın çok konuşulan ismi Ebrar Karakurt'ta.

En başa dönelim. Bebek Ebrar... Nasıl bir aileye doğdu?

2000 yılının Ocak ayında, Balıkesir’de doğdum. Huzurlu bir aile ve mutlu bir çocukluk geçirdim. Orta halli, normal bir aile... Babam mobilyacılıkla meşguldü, annem ev hanımıydı. İki kardeşiz.

Z kuşağındansın ama ruhun sokaklarda oynayarak büyüyen önceki neslin havasını taşıyor. Doğru mu?

Kesinlikle. Sokakla ilişkisi çok iyi olan bir çocuktum, mahalle kültüründe büyüdüm. Bunun çok artısı oldu bana. Eve girmeyi sevmezdim, sabahtan akşama kadar sokakta oynardım.

Sporu sokakta öğrendim.

Topla ilişkin o zamanlar mı başladı?

Evet, çok enerjiktim ve topla oynanabilecek tüm oyunlarda var- dım; yakar top, futbol, voleybol, basketbol. Topla sürekli ilişkim vardı, sporu sokakta öğrendim.

Peki o yaştaki arkadaşların?

Benim yetiştiğim ortamda kızlar da topla oynardı ama evet, daha çok erkek arkadaşım vardı, bu hep böyleydi. 

Sokaktan spor salonuna geçişin nasıl oldu?

11 yaşındayken beden eğitimi öğretmenim benim topa olan ilgimi keşfetti ve beni Balıkesir Spor Kulübü’ne kayıt ettirdi. Voleybola orada başladım, iyi bir eğitim aldım. Profesyonelliğe ilk adımlarımı o zaman attım. Antrenman yapmayı çok severdim, farklı yaş gruplarıyla her türlü antrenmana katılırdım.

Boyun o yaştayken de uzun muydu?

Yaşıtlarımdan hep bir kafa daha uzundum.

Balıkesir’den kaç yaşında ayrıldın?

14 yaşında ayrıldım. A Takım’a çıkmak gibi hayallerim vardı ve Balıkesir benim için artık yeterli değildi. Liseye geçerken Bursa’ya transfer oldum, Bursa’da transfer olduğum takım üst ligdeydi. Altyapısına yatırım yapmak isteyen bir takımdı. Adım adım ilerledim. İki yılda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde
forma giydim. 

14 yaş, yalnız yaşamak için hayli küçük. Zorlandın mı?

İlk başta ailemi bıraktığım için üzüldüm ve korktum. Ama ‘ya hayallerim ya ailemin yanı’ gibi bir durum vardı. Bursa’da tesiste kalıyordum. Birinci yılın sonuna doğru yeni hayatıma alıştım ve artık bu yolu seçtiğimi kavradım. Kulübüm, halam ve teyzem bana destek oldular.

Dersler nasıldı genelde?

Orta okulun sonuna kadar derslerde de çok iyiydim, her sene takdir alırdım. Ama profesyonel olacağımı anladığımda bir seçim yapmam gerekti. İster istemez okuldan koptum, zamanımın çoğu antrenmanlarda geçmeye başladı.

İstanbul'a gelirken hedefim netti, hiç korkmadım

İstanbul macerası nasıl başladı?

A Takım’a çıkma yaşım gelince DEV’ler dediğimiz Vakıfbank, Galatasaray, Fenerbahçe altyapılarına geçmem gerektiğini biliyordum. Vakıfbank transfer teklifinde bulundu, kabul ettim. 16 yaşındaydım ve artık tek başıma İstanbul’daydım. Kariyerindeki tercihler, karakterindeki olgunlaşmayla paralel ilerlemiştir muhtemelen.

İstanbul’a gelen Ebrar’la Bursa’ya giden Ebrar arasındaki fark nasıldı?

Artık kafamdaki hedef netti ve en üst noktaya çıkmak istediğimi biliyordum. O yüzden İstanbul’a gelirken hiç korkmadım. Bursa’da yalnız yaşamayı tecrübe etmem de çok yardımcı oldu tabii... Ama İstanbul’a gelişimle birlikte başka bir savaş başladı; en iyilerin içindesin, İstanbul liginde oynuyorsun, en iyi takımlar var... Antrenörün sende bir gelecek gördüğünde A Takım’a çıkabileceğine dair umut oluyor ve o zaman daha da fazla çalışıyorsun. Çok çalıştım çünkü çocukluğumdan beri tek hayalim voleybolcu olabilmekti.

Ebrar’ı Ebrar yapan üç özellik?

Azimli, sevecen, korkusuz. Profesyonel voleybolcu olarak sadece sahada değil toplumsal alanda da baskılarla mücadele ediyorsun.

Nasıl hissediyorsun bu konuda?

Buna alıştım. Türkiye’de iyi bir iş yapıyorsanız, göz önündeyseniz, yaptığınız işte başarılıysanız, konuşuluyorsanız ve siz de susmayıp konuşuyorsanız, eleştiri kaçınılmazdır. Eleştirilirken her zaman güçlü durmaya çalıştım ve bunu başardığımı düşünüyorum. Eleştirileri yolumda bir engel olarak değil, daha da
güçlenmek için bir fırsat olarak görüyorum.

Eleştirilere hatta linçlere karşı tavizsiz durabilmenin ilk koşulunun insanın önce kendi kendini olduğu gibi kabul edebilmesi olduğunu düşünüyorum. Sence?

Başkalarının düşüncelerine ya da yaptıkları eleştirilere göre kendim olmaktan vazgeçemem. Kendimin en orijinal halini çok seviyorum.

Bunu yapabilmek için de ‘başkalarının düşünceleri’ni çok umursamamayı öğrenmek gerekiyor, değil mi?

“Elalem ne der?” sorusu benim için hiç var olmadı. Benim içim rahatsa geçerli tek cümle “Kim ne derse desin”dir. Anneme de hep bunu söylerdim; “Kim ne derse desin anne...” İnsanlar pek çok şeyi eleştirebilirler; şort boyunu, saçını, sözünü, gülüşünü... Önemli olan özünde nasıl hissettiğin ve hissettiğini etrafa
nasıl yansıttığın. Saçımın rengi pembeyken kendimi iyi hissediyorsam, kendimi böyle ifade etmek istiyorsam, bu benim en doğal hakkım. Kendisiyle barışık olan her insan en nihayetinde kendinin en orijinal halini yaşayacaktır. Ancak bunu yapabildiğimizde seviye atlayabiliyoruz.

Hem psikolojik hem de fiziksel olarak çok dayanıklı olman gereken bir pozisyondasın. İçsel dayanıklılığını nasıl artırıyorsun?

Dayanıklılık çok önemli. Profesyonelliğimin ilk yıllarında bu meseleyi biraz atlamıştım. Kendi gücümle ve kariyerimle idare edebilirim sanmıştım ama kariyerimin ilerleyen yıllarında işlerin o kadar da düşünüldüğü gibi olmadığı ortaya çıktı. İki farklı psikoloğum var, onlarla çalışıyorum. Yardıma ihtiyaç duyduğum konularda çevreme danışmaya açık olmaya çalışıyorum. Ailemle konuşuyorum. Kendim için yaptığım en iyi şey psikolog ile görüşüyor olmak.

Biz kadınlar güzel adımlar atıyoruz. Voleybol takımımızın başarıları gibi kadının gücünü ve değerini, sporda, sanatta ve iş alanında sadece
kadınlar yükseltebilir.

Rekabet sana hayat hakkında ne öğretti?

Güçlü olmadığın sürece hayatın gerçekten acımasız olacağını... Saha içinde de saha dışında da.

Türkiye’nin en tanınan kadın sporcularından biri olarak, cinsiyet eşitsizliği konusunda en rahatsız olduğun konu ne?

Cinsiyet eşitliği benim gerçekten önemsediğim bir konu. Hayatın her alanında, sanatta, sporda, işte kadınların maruz kaldığı pek çok eşitsizlik var. Ücret dağılımındaki eşitsizlik beni en öfkelendiren konulardan biri. Oysa kadınların erkeklerle kıyaslanamayacağı hiçbir alan yok.

Değişim nasıl mümkün olur?

Biz kadınlar güzel adımlar atıyoruz. Voleybol takımımızın getirdiği başarılar gibi kadının gücünü ve değerini, sporda, sanatta ve iş alanında sadece kadınlar yükseltebilir. Önyargılar evet var ama bizim amacımız bunları kırmak olmalı. Kapasitemizi ve gücümüzü herkese göstermek olmalı.

Voleybol, profesyonel olarak genellikle 30’lu yaşların ortalarına kadar oynanabiliyor. Senin gelecek kariyer hedefin nedir?

Bence her şeyin bir zamanı var ve bir şeyin bitişi yeni bir şeyin, başka bir hayatın başlangıcı oluyor. Kendi vücudumu dinleyeceğim, bitmesi gerektiği zaman bitiririm. Voleybol hayatımın bir döneminde vardı ve bir yerde bitmesi gerek, sonra ne yapacağımı zaman gösterecek.

O ‘başka hayat’ın içinde neler olmasını istiyorsun?

Voleybol oynadığım süreçte yapamadığım her şey... Hayatta kaçırdığım çok şey olduğunun farkındayım. Seyahatler, eğlence, ailemle geçirebileceğim zamanlar...

Gitmek istediğin ilk üç yer neresi?

Biliyor musunuz... Bunu hiç düşünmedim. Daha sıcak yerlere gitmek istiyorum sanırım, Bali gibi...

 

Genel Yayın Yönetmeni ve Röportaj: Işıl Cinmen

Fotoğraf: Burcu Karademir

Kreatif Direktör:  Serli Gazer

Moda Editörü: Kumru Kermen

Saç: Mutlu Ahmet Sinan

Makyaj: Bedirhan Aydın

Işık Şefi: Okan Ataş

Prodüksiyon: OBSİDYEN KREATİF

Fotoğraf Asistanları: Furkan Irmak

Moda Editörü Asistanı: Zeynep Kaya 

Tişört: Jacquemus x Nike (Wunder) Pantolon: Arte (Wunder) Gözlük: Celine (Brandeyes) Kolyeler: Gucci
@nyxcosmetics_turkiye
@golin.istanbul

isil cinmen
Işıl B. Cinmen
Genel Yayın Yönetmeni
Uzun yıllar çeşitli gazetelerde ve dergilerde çalışan Işıl, özellikle toplumsal cinsiyet, insan hakları ve kültürel çatışmalar gibi konuları işlediği içerikleriyle fark yarattı. Çalışmaları, insan hikayelerine olan duyarlılığı ve toplumsal meseleleri cesurca ele almasıyla dikkat çekiyor.
Devamını okumak için tıklayın
Haftalık